24 Mart 2010 Çarşamba

Dost'a..


Hep kendisiyle yürüyeceğini bildiği ne kadar az yazkını vardır kişinin.. Ve onları ne kadar nadir farkeder hayatın akışında.. An'ı görmeyi bilen biri olarak, onları da gördüğüme inanıyorum ve onları nasıl yürekten sevdiğimi hissediyorum..: kalkan olurcasına önlerindeki kötülüklere..

Dahası, kişinin arkadaşlarının niceliğinden öte niteliği önemli değil midir..? Mesela, dişimde maydonoz olduğunu bana haber vermeyen bir arkadaşın samimiyetinden şüphe ederim ben..

Ne düşündüğünü gözünden anladığım, sesinin tonundan gerçek düşüncesini yakaladığım, kalbini bildiğim ve gülüşünü sevdiğim dost..! Hiç aynaya bakmadan giyinsem ve makyajımı gözbebeğine bakarak yapsam, eksiksiz hazırlanabilirim..

Biz; birlikte gülüp eğlenebiliyorsak, birlikte üzülüp kızabiliyorsak, aynı şeylere şaşırıp benzer şeyleri seviyorsak.. Sohbet ederken kelimelerimiz vakti susturuyorsa ve saat dili bağlı, gözleri dehşet içinde ilerlemiş bakıyorsa bize..

Birbirimiz için istediklerimizde iyi niyet hakimse hep.. Birbirimize kızdığımızda ya da kırıldığımızda bunu söyleyebiliyor ve sorunu çözebiliyorsak -atmıyorsak içimize, kinlenmiyorsa yüreğimizde yanlış anlaşılmalar..-; kalp ağrılarımız, sevinç gözyaşlarımız birbirimizin yüreğinde aynı anda pırıldıyorsa..

Kitaplarda, şiirlerde, şarkılarda bir parça varsa birbirimizden.. Ortak noktalardan kocaman minik bir dünya kurmuşsak kendimize, ayrılıklarımızı şefkatle kabullenmişsek..

Kendimi şanslı hatta çok şanslı hissetmekten alamam inan ki.. Şimdi:
"Yapraklar yatağın olsun
Kırlangıçlar arkadaşların
Büyük aşklar hep senin olsun
Hem zaten boşu boşuna
Başkalarında duruyorlar.."
Sonsuza uzansın bu şarkı sen her sabah uyanırken sadece senin için..
Dost'a sevgiyle..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder